Tarih: 20.10.2024

İnsanın kendini tanıması ve çevresiyle olan ilişkisini daha derinlemesine anlamasının, üretimle yakından ilişkili olduğunu düşünüyorum. Öncelikle bir varlığın var olduğunu nasıl algıladığımız konusuyla başlamak istiyorum. Bir varlığın var sayılabilmesi genel anlamda (burada net ifadeler kullanmıyorum ancak çok karşı çıkılacak bir konu olduğu kanaatinde değilim) bulunduğu ortamda bir iz bırakması gerekir. Bu noktada gerçek dünyadaki somut cisimler, fiziksel varlıklarıyla doğrudan bir iz bırakırlar dünyada. Bugün uzak uzayda bulduğumuz birçok gök cisminin varlığından, çevresinde oluşturduğu izler sayesinde emin oluruz. Bir kişinin bize karşı hislerinin varlığını, onun sözlerinin, davranışlarının, hareketlerinin bizde bıraktığı etki, iz ile farkına varırız. Hatta çoğunlukla hisler gibi soyut konularda, o hissin varlığını bizzat “bilmek” yetmez; yaşamak, devamlı hissetmek isteriz.

Varlığın var olması konusunu anladığımızı düşünüyorum, bu sebeple üretime ve üretimin kendini tanımakla olan bağlantısına geçmek isterim. Varlığı ortaya koyan şeye baktığımızda, buna varlığın özelliğine bağlı olarak “yaratıcı”, “var edici” ya da “üretici” diyebiliriz. Bu üreticiler, kendisinden bir parça kullanarak ortaya bir ürün, bir varlık sunarlar. Bu noktada üretici ile ürün arasında sıkı bir bağ vardır; bazen dolaylı olarak, bazen doğrudan, ancak bir şekilde ürün üreticiyi betimler. Bir kimse hakkındaki değerlendirmemizde, onu tanımamızda, onun ağzından çıkan sözler, sergilediği davranışlar önemli bir bilgi kaynağıdır. Bir şirket hakkında, ürettiği ürünlere bakarak fikir sahibi olmak mümkündür. Hatta dinlerde, özellikle de İslam dininde, Allah kendi varlığını tescillerken en çok yarattığı evrene, yarattığı insanlara, yarattığı nimetlere bakılmasını, dünyadaki her şeyin insana O'nu hatırlatmasını öğütlemiştir.

Bu noktada hatırlatmam gereken bir şey var ki, o da üretilen şeyin irade dahilinde mi üretilmiş olduğu yoksa iradesizce mi üretilmiş olduğudur. Bu, yine ürünün üreticisi hakkında bilgi verdiği gerçeğini değiştirmez ancak hangi kapsamda bilgi verdiğini de belirler. Çoğunlukla iradesizce olanlar, üreticinin çevresi ve koşulları hakkında bilgi verirken, irade ile üretilenler üreticinin şahsı hakkında daha çok bilgi verir. Hatırlatmam gerekir ki bu yaptığım kategorizasyonlarda net belirlenmiş sınırlar yoktur.

Konuya dönecek olursam, insanın irade ile sürekli bir üretim halinde olması, kendini tanıması açısından son derece önemlidir. Çünkü üretilen her şey, üreticinin iç dünyasının bir yansımasıdır ve ne kadar somut olursa bıraktığı iz o kadar derin olur. İrade oranı arttıkça, ortaya konan ürünün kişi hakkındaki verdiği bilgi de artar.

Düşünme halinin üretim noktasında tek başına yeterli olmadığını da belirtmek isterim. Üretimden uzak duran bazı kişiler, "Ben zaten çok düşünüyorum, overthink yapıyorum" gibi argümanlar öne sürerler. Ancak bu overthinking eyleminin büyük bir çoğunluğu iradesizdir. Kontrolsüz ve sürekli düşünme hali, kişiyi eylemsizliğe sürükler ve gerçek anlamda bir üretim sağlamaz. Bu sebeple yazı, resim, müzik gibi somut üretimlere yönelmek daha yararlı olacaktır.

Bilimsel bir bakış açısıyla ele alırsak, insan beyni kasları ve uzuvları kontrol etmek için evrimleşmiştir. Beyin, gelişmiş canlıların birçoğunda bulunan bir sinir sistemidir ve insanda ise inanılmaz derecede gelişmiştir. İnsanlar aletler üretmiş, sistemler kurmuş, medeniyetler inşa etmiştir. Yani insan beyni sadece düşünmek için değil, düşündüğünü eyleme dökmek için vardır.

Sonuç olarak, insanın kendini tanıması, dışarıyı tanımasındaki en büyük anahtarlardan biridir. Bunu bir fabrika üretim bandına benzetebiliriz: Fabrika, ürettiği ürünlerle hem kendi işleyişini hem de dış dünyanın ihtiyaçlarını yansıtır. Üretim bandında ortaya çıkan her ürün, fabrikanın kapasitesi, teknolojisi ve çalışanlarının becerileri hakkında bize bilgi verir. Benzer şekilde, insanın ürettikleri—yazılar, resimler, müzikler—onun iç dünyasının, düşüncelerinin ve duygularının bir yansımasıdır. Kendi ürettiklerimiz üzerinden kendimizi tanırız; bu da bize dış dünyayı daha iyi anlama ve onunla daha derin bir bağ kurma imkânı sağlar. Üretim, bu nedenle, hem kendimizi hem de çevremizi tanımamız için en büyük anahtarlardan biridir.

New form